İSKİLİP’TE TÜRK TELEKOM ÇİLESİ

İSKİLİP’TE TÜRK TELEKOM ÇİLESİ

DÜŞÜNÜP, AKIL ETMEZ MİSİNİZ?
DÜŞÜNÜP,  AKIL ETMEZ MİSİNİZ?

“Yeri düzleyen, orada dağlar, nehirler var eden, her türlü üründen çift çift yetiştiren, gündüzü geceyle bürüyen de O’dur. Doğrusu bunlarda, düşünen kimseler için ibretler vardır.” O Allah ki yeryüzünü yayan, uzatan bizim istifademize sunandır. Evet, semâvat anlattıktan sonra şimdi de arzdan, yaşadığımız yeryüzünden rubûbiyetine deliller anlatıyor Rabbimiz. Bir beşik gibi, bir döşek gibi arzı bizim altımıza yaymış, […]

“Yeri düzleyen, orada dağlar, nehirler var eden, her türlü üründen çift çift yetiştiren, gündüzü geceyle bürüyen de O’dur. Doğrusu bunlarda, düşünen kimseler için ibretler vardır.”

O Allah ki yeryüzünü yayan, uzatan bizim istifademize sunandır. Evet, semâvat anlattıktan sonra şimdi de arzdan, yaşadığımız yeryüzünden rubûbiyetine deliller anlatıyor Rabbimiz. Bir beşik gibi, bir döşek gibi arzı bizim altımıza yaymış, sermiş, geniş kılmış. Sonra:

O yeryüzünde dağlar ve nehirler var etmiştir Rabbimiz. Evet, o Allah ki yerin üstünde sabit dağlar yaratmıştır. Yâni dağları arzın üstüne baskılar yaptı. Çiviler, kazıklar yaptı dağları. Kur’an’ın başka yerlerinde Rabbimizin yeryüzünü bu dağlarla dengelediği anlatılır. Yâni semada, fezada, boşlukta dönüp duran dünyanın dengesini sağlamak için dağları böyle kazıklar olarak çakıvermiştir Rabbimiz. Sonra bu dağların arasından nehirler akıtıvermiş. İşte bunu yapan kudretiyle Yüce Allah’tır. Bu dünyanızı böyle boşlukta tutan Allah’tır. Bu konuda işleyen kanunların tamamının arkasında işleyen el “Rabb’inizin” elidir.

 Ekinlerinizi ekip dikmeniz için nehirleri akıttı da onunla her tür meyveden, her tür üründen çifter, çifter yetiştiriverdi. Evet, yaratıp düzenlediği, yaydığı arzda nehirlerle Rabbimiz bereketler meydana getirdi. Yeryüzünde hayra ve hayata vesile olacak sular, madenler, hava ve diğer elementler gibi hiç bitip tükenmeyen bereketler yarattı, kullarının rızıklarını da takdir buyurdu. Rabbimiz binlerce yıldır üzerinde hayat sürenler için, insanlar ve diğer varlıklar için bitip tükenmeyen bereketler var etti. Bitmez tükenmez rızıklar yarattı. Tüm canlıların üzerinde hayatlarını sürdürebilmeleri için gerekli olan bütün ihtiyaçlarını yaratmıştır orada Rabbimiz.

Üstelik üreme ve çoğalma için her şeyden de çift yaratmıştır. Erkek-kadın gibi meyve ve sebzelerde de erkek ve dişi organlar vardır. Bu organların döllenmesi sayesinde meyveler oluşmaktadır. Bazı ağaçlarda hem erkek hem de dişi organ, bazılarında sadece erkek, ya da dişi organ vardır. Bu telkih sonucu tadı, rengi, kokusu farklı, her bireri değişik güzellikte meyveler sunulmaktadır bize. Sonra:

Allah geceyi gündüzün üzerine geçirmek, gündüzü de gecenin üzerine kapatmak suretiyle, geceden gündüzü, gündüzden geceyi yarıp çıkarmak suretiyle sizin hayatınızın devamını sağlamaktadır.

Gece ve gündüz Allah’ın iki ayrı âyetidir. Sadece Allah’ın egemen olduğu, sadece üzerlerinde Allah’ın sözünün geçtiği, başka hiç kimsenin sözünün geçmediği iki ayet. Egemenlik bizdedir diyen, hâkimiyet bizdedir diyen yeryüzü tanrılarının, yeryüzü tanrı ve sahte tanrıçalarının zerre kadar söz geçiremeyecekleri iki ayet. Bu iki ayetini bize tanıtırken buyuruyor ki Rabbimiz. Ey kullarım, sizin hiç müdahale edip değiştiremediğiniz gece ve gündüz benim ayetlerimdir. Onlar sadece bana teslim olup, bana boyun bükmüşlerdir. Gece ve gündüzü peş peşe getiren Benim. Geceye ve gündüze ferman eden, bu kâinat çarkını hiç durmadan çeviren, döndüren Benim. Öyleyse Rab ve İlâh Benim, sadece Bana kulluk edin buyurmaktadır.

Yâni Rabbimiz bizlere diyor ki ; “Ey kullarım unutmayın ki Ben, bütün bunları size coğrafya bilgisi vermek için, botanik konusunda sizi bilgilendirmek için, veya sizi eğlendirip hoş vakitler geçirmeniz için anlatmıyorum. Etrafınıza bir daha bakmanızı, çevrenizdeki ayetlerimi bir daha gözden geçirmenizi, Benim rubûbiyet ve ulûhiyetime delil olarak size arz ettiğim bu ayetlerim üzerinde ibretle ve tefekkürle kafa yorarak gücümü, kudretimi ve hikmetimi anlamanız, kavramanız ve bana kul olmanız, teslim olmanız için anlatıyorum ”diye bizleri uyarıyor.

Ve şu şekilde uyarmaya devam ediyor; “ Şu altınıza bir döşek gibi yaydığım yeryüzüne, şu ona denge unsuru olarak çaktığım dağlara, o dağların eteklerindeki ekime dikime elverişli olsun diye düzenlediğim ovalara, şu dağların eteklerinden ovaları sulamak için akıttığım nehirlere, şu yiyip içtiklerinize bir bakın. Bakın da bunları Benden başka becerebilecek birileri var mı yok mu bir düşünün? Kimin ekmeğini yiyip de kimin kılıcını salladığınızı bir düşünün?” şeklinde bizlere sorular sorup O’nun varlığını unutmamız gerekiyor. Ama işte bütün bu anlatılanlarda, bütün bu âyetlerde:

Düşünen kimseler için ibret alınacak âyetler vardır. Tabii düşünen, kafa yoran, aklını kullanan insanlar için bu âyetler bir değer ifade eder. Lâkin bütün bu âyetler düşünmeyen, akıllarını kullanmayan insanlar için hiçbir şey ifade etmeyecektir.

Bütün bu âyetleriyle rubûbiyetini gündeme getiren Rabbimiz bize diyor ki: “Kullarım! Ben mülk elinde olanım! Ben mülke sahip olanım! Göklerin ve yerin mülkü Benimdir! Sizler de sahip olduklarınız da dünyanız da, arzınız da, semanız da, ayınız güneşiniz de, havanız, suyunuz da, yediğiniz içtiğiniz de hepsi Benimdir! Ben mülkün sahibiyim! Hayatın sahibi Benim! Ben bereket kaynağıyım! Sizi yaratan, sizi yoktan var eden, şu anda size sunduğum nimetlerimle sizin hayatınızı devam ettiren benim! Varlığınızı Bana borçlusunuz! Yiyeceğinizi, içeceğinizi, suyunuzu, semanızı, arzınızı her şeyinizi yaratan Benim! Unutmayın ki şu anda üstünde yaşadığınız arzı yaratan ve size boyun eğdiren, sizin emrinize âmâde kılan, onu sizin için zelûl kılan, onu sizin için bir döşek, bir firaş kılan, yayan, seren Benim!

Ama unutmayın ki Ben istediğim için arz size boyun bükmektedir. Ben istediğim için gece ve gündüz sizin emrinizdedir. Ben istediğim için bu dağlar, bu nehirler, bu meyveler ve sebzeler size sunulmaktadır. Bütün bunları sizin emrinize âmâde kılanın Ben olduğumu, Benim sayemde bunlara ulaştığınızı unutmayın. Beni böylece bilin, böylece tanıyın ve Bana böylece inanın. Beni arza hâkim tanıyın. Beni arza etkin bilin. Beni arza galip bilin. Beni göklere ve yerlere egemen olarak tanıyın. Yerken, içerken, gezerken, dolaşırken, yatarken, kalkarken, binerken, araba kullanırken hep bu niyet içinde olun. Bana kul olduğunuzu unutmadan yaşayın” diyor Rabbimiz.

Bizlere uyarı olarak gönderilen ayetlerden anladığımız kadarıyla; “Mülk onun, O’nun Mülkünde O’na itaat ederek ve emirleri dışına çıkmayarak ebedi istirahatgahımız olan ahiret yurdunda O’nun rızasını kazanarak ahiret mülkünden mükafatımızı O’ndan beklemeliyiz. Rabbimizin rızasını kazanacak ve Rabbimizin varlığının delilleri olan yeryüzünde ki bizlere apaçık gösterilen ayetlere ama gibi bakmamalı, doğadaki seslere sağır olmamalıyız. Rabbimiz bizlere bu dünyada açık bir şekilde diyor ki; “Doğrusu bunlarda, düşünen kimseler için ibretler vardır.” Bizler bu ayeti aklımızın bir kenarına not edip Rabbimizin bizlere gönderdiği bütün nimetler için düşünmeli ve bu nimetleri vermese artık ne yaparız, nasıl karnımızı doyururuz, nasıl geçimimizi sağlarız. Verdiği nimetler için O’NA hamdü senalar edip, kulluğumuzda eksikliklerimiz varsa tamamlayarak, tam bir kalbi selim olarak Rabbimize yönelmeliyiz.

Rabbimizin bizleri; varlığından haberdar olan, verdiği nimetlere şükreden, rızasını kazanan ve Ümmetinde O’nun rızasını kazanması için seferber olan Mü’min kullarından eylemesi ümidiyle. Rabbim yaptığınız ve yapacağınız bütün ibadetleri dergahı izzetinde kabul eylesin.

Selam ve dua ile…

  • Yorumla
KÖŞE YAZARLARI
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz