ALLAH MÜMİNLERLE BERABERDİR
ALLAH MÜMİNLERLE BERABERDİR

“Sizi gözleyenler, Allah’tan size bir zafer gelirse, “Sizinle beraber değil miydik?” derler; eğer kâfirlere bir pay çıkarsa, onlara: “Size üstünlük sağlayarak sizi mü’minlerden korumadık mı?” derler. Allah kıyamet günü aranızda hüküm verir. Allah inkârcılara, inananlar aleyhinde asla fırsat vermeyecektir.” Onlar, o münâfıklar sürekli sizi gözetleyip dururlar. Evet, Müslü­manların arasında Müslüman olmadıkları halde Müslüman gö­rünen münafıkların […]

“Sizi gözleyenler, Allah’tan size bir zafer gelirse, “Sizinle beraber değil miydik?” derler; eğer kâfirlere bir pay çıkarsa, onlara: “Size üstünlük sağlayarak sizi mü’minlerden korumadık mı?” derler. Allah kıyamet günü aranızda hüküm verir. Allah inkârcılara, inananlar aleyhinde asla fırsat vermeyecektir.”

Onlar, o münâfıklar sürekli sizi gözetleyip dururlar. Evet, Müslü­manların arasında Müslüman olmadıkları halde Müslüman gö­rünen münafıkların bir başka karakte­ristik özelliklerine dikkat çekiyor Rabbimiz. O alçaklar gözlerini sizin üzerinize dikmişlerdir. Sizin za­fer, fetih yahut hezimet zaman­larınızı gözetleyip durmaktadırlar. Sizin devletinizin zeval bulup kâfirlerin size üstünlük sağlayacakları günü bekliyorlar. Kâfirlerin size karşı sağlayacakları bir üstünlük onlar için bayram sebebidir. Böylece sizin dininizi yitirmeniz onların bekledikleri en güzel bir netice olacaktır. Onlar sizin sonunuzun gelmesini bekli­yorlar. Ama:

Eğer Allah’tan size bir fetih, bir zafer gelirse, yâni Allah’ın yardı­mıyla siz Müslümanlar bir güce ulaşırsanız, meselâ Allah’ın yardımıyla dünyada bütün ümmeti bir arada toplayıp büyük zaferlere ulaşırsınız, Yahudilerin Müslümanlara yaptığı eziyeti durdurup onlara karşı galip gelirseniz veya kan ağlayan Ümmetin gözyaşlarına çare olmuşsanız o zaman da derler ki:

“Biz sizinle beraber değil miyiz? Biz size yardımcı olmuyor muy­duk? Biz sizi desteklemiyor muyduk? İzzet ve şeref bizde değil mi? Biz sizinle aynı imanı, aynı teslimiyeti paylaşmıyor muyuz? Aynı safta değil miyiz? Kazandığımız bu savaşın ganimetlerine ortak değil miyiz? Bu zafere, bu savaşın izzet ve şerefine biz de ortak değil mi­yiz?” derler. Ganimete konabilmek için Müslümanlara böyle derler. Ama aynı adamlar:

Eğer nasip kâfirlerin olursa. Rabbimiz bir hikmeti gereği mü’minlere karşı kâfirlere bir galibiyet verecek olursa. Baktılar ki kâfirlerin Müslümanlarla giriştikleri savaştan bir nasipleri mi var? Veya Müslü­manlar karşısında kâfirler bir güç ve kuvvete mi sahip olmuşlar? Me­selâ günümüzde olduğu gibi kâfirler Müslümanlara karşı zahirî bir galibiyet mi sergilemişler? Müs­lümanlar dünya’da bir sıkıntılı dönem mi yaşıyorlar? Bu sefer de di­yorlar ki münafıklar:

Kâfirlere derler ki; “Biz size Müslümanlara karşı bir üstünlük sağ­lamadık mı? Biz size karşı Müslümanların safında yer almayarak yardımcı olmadık mı? İşinizi kolaylaştırmadık mı? Sizi size ulaştırdı­ğımız bilgiler ve verdiğimiz taktiklerle mü’minlerden korumadık mı? Sizler dışardan Müslümanlara saldırırken bizler de içerden kaleyi fet­hetmeye çalışarak sizin galibiyetinize yardımcı olmadık mı? Bizler içerde sizlerin sözcülüğünüzü yaparak, sizlerin ağızlarınızı kullanarak, sizin küfrünüze sahip çıkarak Müslümanları içerden kâfirleştirmeye çalışmadık mı? Evet, biz sizinle beraberiz, öyleyse bizim ulûfelerimizi, bizim ganimetten payımızı vermek zorundasınız, diyorlar. Bizi yap­tıklarımızdan dolayı ödüllendirmek zorundasınız, diyorlar.

Alçaklar, bakıyorsunuz bir Müslümanlarla beraberler, bir kâfir­lerle beraberler. Böyle silik şahsiyetli adamlar. Aslında Müslümanların gözünde beş paralık değerleri olmadığı gibi, Müslümanlara, kendi halklarına ihanetleri sebebiyle kâfirlerin gözünde de beş paralık de­ğerleri yoktur bunların.

Ama Allah aranızda hükmünü verecektir. Allah hiçbir zaman kâ­firlere ve onların Müslümanlar arasındaki piyonlarına Müslümanlar aleyhine bir yol vermeyecektir. Onlara karşı daima Müslümanları galip getirecek, daima Müslümanları kazançlı çıkaracak ve onları hem dün­yada hem de ahirette rezil rüsva edecektir. Evet, sürekli şekil değişti­ren, bazen o tarafı, bazen bu tarafı tutan, bazen onun safında, bazen bunun safında yer alan, bazen şunu, bazen bunu memnun etmeye çalışan, bazen laik, bazen Müslüman görünen böyle silik şahsiyetli münafıkları her zaman toplum içinde görmek ve tanımak mümkündür. Bu silik şahsiyetleri onların doğru dürüst Müslüman olmalarına da en­gel teşkil etmektedir.

Çünkü şahsiyet bozukluğu gerçekten çok kötü bir şeydir. Allah kâfirlerin bile şahsiyetlerini rencide edecek tavırlardan bizi menet­mektedir. Bakıyoruz şahsiyetli bir kâfir devletinin başkanı Müslüman­ların bayramını kutluyor, şahsiyetli bir kâfir Müslümanların örtüsüne saygılı davranır ama şahsiyetsiz bir münafık buna tahammül edemi­yor. Hâlbuki şahsiyetli bir Müslüman tüm tavırlarını Allah’ın istediği bi­çimde belirleyen kimsedir. Müslümanlara karşı tavırlarımızı da kâfir­lere karşı tavırlarımızı da Allah’ın istediği biçimde belirlemek zorunda­yız.

Gerçek Müslüman kâfirin kâfirliğini bilen, kâfirin kâfirliğini onaylayarak, onun yaşadığı küfrün sonunda cehenneme gitme­sine göz yumarak ona en büyük kötülüğü yapan insan değildir. Gerçek şahsiyetli Müslüman kâfirin hayatını sorgulayarak onu cennete ka­zandırma kavgası veren insandır. Gerçek Müslüman kâfirden elde edeceği az bir menfaat hatırına onun cehenneme gidişine göz yummayan kimsedir. Ona der ki: Ey zavallı kâfir! Ey zavallı Yahudi! Ey zavallı Hristiyan! Bak sen yaşadığın bu hayatınla so­nunda cehenneme gidiyorsun. Bu hayat seni ateşe götürüyor. Zaten şu anda dünyada da sen cehennemi yaşıyorsun. Ferdi ha­yatınızda mutluluk yok, aile ha­yatınızda hu­zur yok, toplum hayatınızda, sosyal hayatınızda denge yok.

Gelin ey kâfirler! Gelin ey insanlar Müslüman olun. Teslim olun Allah’a. Eğer Allah’ın istediği bir hayata yönelirseniz bilesiniz ki Allah sizin önceki yaptıklarınızı silecek, önceki hayatınızı sıfırla­yacak, Müslüman olduk, teslim olduk dediğiniz andan itibaren ön­ceki işle­diklerinizi Allah değerlendirmeye tabi tutmayacak. Biz Müslüman ol­duk dediğiniz andan itibaren, analarınızdan doğdu­ğunuz gündeki gibi sizi tertemiz hale getirecek. O anda ölürseniz cennete gideceksiniz diyerek şahsiyetli bir Müslüman kâfirlere böylece en büyük iyiliği yapmış olacaktır. En büyük hayrını, bere­ketini kâfirlere ulaştırmış ola­caktır. Zaten Allah’a Allah’ın istediği şekilde inanmış bir Müslümanın hiç kimseye faydasından başka bir zararı olamaz.

Rabbim bizlere Ümmetin kurtuluşuna, birliğinin sağlanmasına ve en önemlisi de akan kanı durdurmaya vesile kılar. Rabbim Ümmeti feraha eriştirdikten sonra kâfir üzerine İslamı davet için “CİHAD” edebilmeyi ve onları islama davet edebilmeyi bizlere nasip eyler. Rabbimizin izniyle ulaştığımız zaferlerde biz sizinle beraberdik, sizin safınızdaydık deyip bizi oyalayan Münafıklardan cümle Ümmeti Muhammedi korusun. Onları bu dünyada ve ahirette zelil eylesin. Rabbim inşaAllah bizleri Rızasına erişen kullarından eyleyip cemalini görebilenlerden eyler. Amin…

Selam ve Dua ile…

  • Yorumla
KÖŞE YAZARLARI
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz